MEVSİM SONBAHAR
Kasım..Yeşilin yerini turuncu ve sarıya bıraktığı , bu
renklerin adeta ahenkle dans ettiği tablo
gibi bir ayın son günü bugün.Kimisi için umut olurken,kimisi için anıların bir
kez daha yad edildiği , yıllarca uğranılmayan içi binlerce ölüyle dolu bir
mezarlık edasında hüzün dolu bir mevsimin son saatleri. Esen rüzgarların durgun
bir ahengi var. Nazlı nazlı , birer birer kopuyor dallarından
yapraklar.Özleyeceğimiz çok şey olacak artık. Doğa, sarı hırkasını çıkarıp,yerini beyaza giymeye
hazırlanırken; renklerin armonisi de yerini tekdüzeliğe bırakmaya hazırlanıyor.
Dalından ayrı düşen her yaprağın hüznünü yaşadık belkide.
Kimimiz için bu sonbahar gerçekten son
bahar oldu. Gurbetten gurbete savrulan insanların iç acısı duyuldu. Gönlümüz
yorgun, gönlümüz suskun, gönlümüz küskün oldu zaman zaman.
Adeta yazgımız bir sonbahar yaprağının yazgısını yaşadı.
Terkedilmiş evlerin duvarlarına,yıpranmış defterlerin sayfalarına yazıldı
isimler.
Sokaklar öksüz kavramından sıyrılıp, binlerce insan
tarafından sahiplenildi. Gizemli konuşmalara ev sahipliği yaptı kaldırımlar.
Bazen duymak istediğini duydu, bazen sağır olmak istemediği kadar sağır oldu.
Misafir etti kimilerini. Derdi olanada açtı kucağını, ufak şeyleri dert
zannedip kendine dert arayanada.
Kimine göre hazan, hüzün mevsimi olurken; kimisi içinde yeni
umutların, yeni başlangıçların mevsimi oldu. Herkese kendini şair zannettirdi gün gün.
Buğulu camlara gizemli sözler yazılmaya başlandı yavaş yavaş.Kimi sevdiğine
sevdiğini itiraf etti, kimi ardına bakmadan çekip gitti.
Kahve eşliğinde sohbetlerin sayısı arttı,kestaneler yenilmeye
başlandı. Sahleple keyiflenen gece
yürüyüşleri daha bir anlam kazandı. İçimizi hafif ürperten soğuklara aldırış
edilmedi.
Adına dize dize şiirler yazıldı. Her bir noktasının ilham
kaynağı olduğu en güzel mevsimin en
kıymetli ayının son günü bugün. İçimiz
buruk. Tüm anılar yaprak yaprak sokaklarda adeta. Yüzler aynada hep
solgun bakıyor.
Sonbaharın sarı kaderine yazılan sonu hazin,küçük bir öykü oldum
bu mevsimde adeta. Kimselerin açıp okuyamadığı, üstü örtülü bir kitap
olmak istedim. Belkide tam aksine sayfalarımda eski bir romanın o eşsiz kokusu
olsun istedim.Üzerine onlarcası tarafından notlar alınan, duygu yüklü insanlar
tarafından okunan eski bir romanın bazen
tamamı, bazen bir hecesi olmak istedi ruhum. Beni anlayanların eline teslim
olmak istedim,dert ortağı aradım kendime.
Daha çok şiir yazdım,daha çok okudum bu mevsimde. Herşey ona
özel olsun istedim. Dökülen
yapraklarının her birine onun şahsına
mektuplar yazdım. İlhami kendisi verdi,geri çekildi.Sonra hiç birşey
olmamış gibi sadece uzaktan seyretti.
Kuruyan yaprakları bile süpürdüler çoktan. Gidişin daha
fazla hüzün yaratmasın diye, sana dair
ne varsa bir sonraki sene ortaya çıkarılmak adına sandıklara kaldırıldı. Ve
işte bu son günde hepsi sana ithafen yazılan sonbahar notları defterimi bende
kaldırıyorum o sandığa. İçinde verdiğin hatıralar var. Bir kaç kuru
yaprak,solmuş papatya ve çiçekler...
Evet,bugün en güzel mevsimin son günü. Yarından sonra hüzün
dolu şiirler yerini bir varmış , bir yokmuşlu masallara bırakmaya hazırlanıyor.
Ellerim şimdiden çok soğuk,üşüyorum. Bedenim adeta buza döndü. Ve bu gece
gidişine üzülerek sonu mutlu biten bir masal yazmak istemiyor canım. Gökten üç
elma düşmesini de istemiyorum artık. Yorgun bedenleri dinlendirmek adına bu geceye bir türk kahvesi
eşliğinde Müzeyyen Senar şarkıları iyi gider diye düşünüyorum. Seneye sen yine
gelirsin en ilhamlı halinde de, biz burda olurmuyuz bilmem. Biz olmasak bile binlercesi
tarafından güzel şiirler yazılır sana eminim. Ve biz olmasak bile bizi sana
yazdığımız onlarca şiirinle yad et,olur mu ?
Camdaki buğuya çizilince
sıkıntıların resmi, seneye karşılamaya gelirim seni...
Süreyya
30 Kasım 2014

Yorumlar
Yorum Gönder