DÜŞ
Güneş doğmadı henüz. Karanlığı bolca sürdüğüm tuvalimde, hayallerimi simsiyah resmedecekken, yanlışlıkla kıyısına bir parça ak bulaşmış zihnim haddini aşarak resmedeceğim hayallerime karışıyor, istediğim zifiri karanlığı tam yakalayacağım derken de, üstüne düşmeyen vazifesini tamamlayıp, aklımın ucundaki sıraya giriyor, işlediği suçun farkına varmış gibi sırası gelince çekilip bir köşeye sessizce oturuveriyordu. Kaç gece geçti, düşüncelerim sığınacak bir köşe bulamadı zihnimin limanında. Öncelerde sert esen aklım şimdilerde durulmuş, ev sahibi edasıyla bir bir misafir ediyordu kapısına gelenleri. Aklıma geleni kapıdan kovamamak gibi bir huyu da meslek edinmiştim son zamanlarda kendime. Nasıl oluyorda daha gün doğmadan yarın batacak güneşin telaşına kapılıyordum. Zamanın içinden hızlıca koşuyor, yelkovanı arkasından soluksuz kalana dek sokak sokak kovalıyordum. Nazlı nazlı yürüyen akrebin bile aklını bir parça çikolata ile çelip, yelkovanın peşine hafiye olarak tak...