En güzel masalları babalar söyler!

İnanmak istediğiniz gibi, hayalinizde nasıl canlanıyorsa, işte tamda öyle anlatır babalar masalları…
Hiçbir kız çocuğu durduk yere prenses olmaz. Ve hayatına giren hiçbir erkekte onu babasının taçlandırdığı prenses gibi yapamaz, elini tutamaz.
Siz hiç yıkılan dağ gördünüz mü? Gücü biten, çaresiz kalan bir adam tanıdınız mı? Bu betimlemeler hayatınızda tek bir erkeğe yakışmaz, babanıza…Çünkü ana gezindiğiniz bağ, baba yaslandığınız dağdır.
Çok güzel bir söz okumuştum. ‘’Baba ne kadar sağlamsa, kızı o kadar dik durur. Baba ne kadar gülerse, kızı o kadar hayat saçar. Baba ne kadar hayattaysa, kızı o kadar yaşar.’’
Hep dik oldu başım. Hep hayat saçtım. Hala nefes alabiliyorum, umutla yaşayabiliyorum. İyi ki hayattasın, sonsuz şükür sebebim, yaslandığım en sağlam omuz, dimdik durmama sebep en büyük dayanağım, güvendiğim tek adam, koşulsuz beni seven tek erkek, kanatlarının altına huzurla sığındığım tek kahraman…
Gün gelirde başımı öne eğersem bir gün, umutlarım kararırsa, gölgen üstümden giderse, bana bir kez gül, söz verdiğim gibi yine hayat saçmaya devam ederim. Bir yanım eksik olursa bir gün, düşüp dizimi kanatırsam eğer, söz veriyorum bana öğrettiğin gibi tekrar kalkarım, kendim onarırım yaralarımı. Sen o yaraları öpüp iyileştiremesen bile, kendi kendime iyileşmeyi öğrenirim. Görüyorum ki kanayan dizleriyle boynu bükük gezen arkadaşlarım var. Gün gelir de bir gün hayata onların gözüyle bakarsam, etrafıma karşı dimdik olmayı onlardan öğrenirim. Kalbim ne denli burulur, bükülür, onu bilemem. Bildiğim tek bir şey var, eskisi gibi olmaz hiçbirşey.
Masalları kız çocukları daha çok sever. Her kız çocuğunun aslında çok özel bir masalı var farkına varmasa da. Biz kimsenin bize taç takmasına ihtiyaç duymuyoruz. Bize cam ayakkabı alanda olmasın. Süslü elbiseler, kolyeler, çantalar mutlu etmez bizi. Kız çocukları doğuştan iyi bilir prenses olmayı. Çünkü kucağa alındıkları ilk gün, bir kral tarafından öpüp koklandıkları gerçeğini hayatları boyunca unutmazlar.
Gurbette olanlar var bugün. Şanslı şekilde babasının yanındasonsuz şımaranlarda... ‘Babam’ diye kayıtlı olan rehberden tek tuşla kahramanlarının sesini duyabilenler var. ‘Günaydın prensesim’ diye telefonları çalarak aranan kız çocukları var. Birde eline çiçeğini alıp, soğuk mezar taşlarını sevgileri ile ısıtmak için sabahın ilk saatlerinde babasının yolunu tutanlar var. Yada babasını rüyasında görmek için dua ederken eli açık kalan, herşeyi bir rüya mesafesinde de olsa unutmak için zorla uykuya dalanlar da var…Bugünü binbir hisle geçiren milyonlarca insan var. Bugün gururla alnından öpmek istediğim kız çocukları var. Kanayan dizleriyle hala hayata tutunan kız çocukları. Ne tacınız düştü yere, ne prenseslik elinizden uçup gitti. Çünkü kahramanınız size öyle bir sevgi bıraktı ki, onun gücüyle hala ayaktasınız. Belki sadece sulanmayı unutulan bir çiçek gibi biraz kurudunuz. Umuyorum ki, o narin çiçeği sulayan nice eller hayatınızdan eksik olmaz. O güne kadar, boynu bükük birer papatyasınız belki. Ama ne güzelliğinizden kaybettiniz, nede asaletinizden. Güçlenin ve ayağa tekrar kalkın. Unutmayın, hiçbir kral böyle bir prenses yetiştirmez!

‘Baba’ kelimesini duyduğu an yüreğinde tarifsiz mutluluğu hissetmiş, hisseden ve hissedecek olan bütün babaların Babalar Günü kutlu olsun. İyi bir baba olun ve iyi babalar yetiştirmeye gayret edin. Edin ki, kulağımıza fısıldanmış masalımız hazin sonla bitmesin.

Haziran 2017
Süreyya KOCATEPE

Yorumlar